Direnen bir dilin hikayesi: 15 Mayıs, Kürt Dil Bayramı (3)

‘Asimilasyon politikasının yeni yüzü KHK’ler’

DİYARBAKIR – KURDİ-DER öğretmenlerinden Rengin Sansarkan, OHAL’in bahane edilerek çıkarılan KHK’lerle Kürt dil eğitimi veren tüm kurumların saf dışı bırakıldığına dikkat çekerek, yılların asimilasyon politikasının yeni yüzünün KHK’lerle yürütüldüğünü vurguladı.

Celadet Ali Bedirxan’ın 15 Mayıs 1932 yılında çıkardığı Hawar dergisinin ardından, derginin çıktığı tarih Kürtçe Dil Bayramı günü olarak Kürt halkı tarafından ilan edildi. OHAL’le birlikte KHK’larla kapatılan Kürtçe eğitim veren kurumların kapatıldığı dönemde kutlanan Kürt Dil Bayramı’na ilişkin öğretmenlerle konuştu. KHK ile kapatılan Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Derneği (KURDİ-DER) öğretmenlerinden Rengin Sansarkan, “Nasıl ki et ve tırnak birbirinden ayrılmaz diyorsak bu söz doğrultusundan çocuklarımızı da kendi dilleriyle büyütmeliyiz. Annelerimizi ne kadar seviyorsak dilimizi de o kadar çok sevmeliyiz” diye vurguladı.

‘Dil bir halkın kimliğidir’

Tüm Kürt halkının Kürt Dil Bayramı’nı kutlayan Rengin, Kürt dilinin çok büyük bir baskı altında olduğunu söyledi. Rengin, her insanın kendi diliyle konuşması gerektiğini bu yolla kendi anadillerine sahip çıkacaklarını belirtti. Son süreçte annelerin sokakta, evde, okulda her yerde çocuklarıyla Türkçe konuştuğuna dikkat çekerek, “Annelerden isteğimiz çocuklarıyla Kürtçe konuşsunlar. Çocuklar kendi anadillerini öğrensinler. Kendi anadillerini öğrendikten sonra diğer tüm dilleri öğrenebilirler. Ancak önemli olan kendi anadillerini bilmeleridir. Dil bir halkın kimliğidir. İki ülke yan yana geldi mi onları konuştukları dilden tanırız. Kürtler, Türkler, Laz’lar, Çerkez’ler, Ermeni’ler, İngilizler ve daha birçok ırk kendi diliyle tanınıyor. Kürtler de kendi dilini konuşmalı ve kendi diliyle tanınmalıdır” diye belirtti.

‘Anneye ve dile olan sevgi aynıdır’

Çocukların kendi dilleriyle konuşmaya başlamasını söyleyen Rengin, “Anne ve dil sevgisi aynıdır bu yüzden çocuklar dilleriyle büyümeliler. Nasıl ki et ve tırnak birbirinden ayrılmaz diyorsak bu söz doğrultusundan çocuklarımızı da kendi dilleriyle büyütmeliyiz. Annelerimizi ne kadar seviyorsak dilimizi de o kadar çok sevmeliyiz. 40 yıldır Kürt halkına dönük asimilasyon politikaları yürütülüyor. Kürt halkının kendi imkanlarıyla açmış olduğum kurumlar devlet tarafından mühürlenerek kapatıldı. Bizler dilimiz için her zaman mücadele ettik. Bundan sonra da dilimiz için direnmeye devam edeceğiz.

‘Yılların asimilasyon politikası şimdi KHK’lerle yürütülüyor’

OHAL bahane edilerek çıkarılan KHK’lerle Kürt dil eğitimi veren tüm kurumların saf dışı bırakıldığına dikkat çeken Rengin, yılların asimilasyon politikasının yeni yüzünün KHK’lerle yürütüldüğünü vurguladı. Rengin, “Kurdi-Der’de benim gibi yüzlerce çalışan ve öğrenci vardı. Kürt çocuklarını asimilasyondan kurtarmak istiyorduk ve bunun için çalışmalar yaptık. Devlet asimilasyon politikalarının artık işlevsiz kaldığını görünce kurumlarımızı kapattı. Kendi imkanlarımızla açtığımız eğitim kurumlarımız kapatıldı. Bunlardan bazıları da Ferzan Kemanger, Ali Erel ve Zarokistan’dı. Yine de bunu engel olarak görmedik ve çalışmalara devam ettik. İleride yine kendi dilimizde okullarımızı açacağız” dedi.

‘Kapatmalara karşı kendi alternatiflerimizi yaratalım’

Rengin konuşmasını şu ifadelerle sürdürdü: “Kurumlarımız yeniden bir araya gelmeli ve kapatılmalara karşı farklı yöntemlerle çalışmaları sürdürmelidir. Kürt dilini öğrenmek ve öğretmek noktasında ısrarcı olunmalıdır. Kimse alternatifinin olmadığını söylemesin. Herkes kendi alternatifini kendi yaratmalıdır. Bir kapı kapatıldı ama başka bir kapı açılacak elbet. Bu çocukların güzelliğini görmezden gelmeyelim ve alternatiflerimizi oluşturalım ve dilin asimile olmasına biz de neden olmayalım.”

BİTTİ…

 

Direnen bir dilin hikayesi: 15 Mayıs, Kürt Dil Bayramı (1)

Direnen bir dilin hikayesi: 15 Mayıs, Kürt Dil Bayramı (2)