Sur’un tenha sokaklarına fısıldanan özlem şiirleri

DİYARBAKIR – Tarihi Sur’un taş sokaklarında geçen yaşamını özleyen Sabiha Gündüz, şiirleriyle anılarını korumaya çalışıyor. Sokaklarını, komşularını defterinde biriktiren Sabiha, her akşam şiirlerini Sur’un tenha sokaklarına fısıldıyor.

İki yıl önce çocukların sokaklarında neşeyle oyunlar oynadığı, gidenin huzur bulduğu Diyarbakır’ın Sur sokaklarından geriye yıkılmış, talan edilmiş evler kaldı. Yaşanılan çatışmalı süreçten sonra hükümet “Acil kamulaştırma” adı altında geri dönüşü olmayan yıkıma başladı. Yapılan yıkımdan sonra Sur’dan geriye dümdüz edilmiş bir alan kaldı. Binlerce yıllık tarih bir anda yok edilerek insanların yaşanmışlıkları kepçe darbeleri ile yerle bir edildi. Evine yıkım kararı gelen Sabiha Gündüz de anıları yok edilen binlerce insandan biri. Sabiha şimdilerde büyüdüğü ve hayran olduğu Sur’u şiirlerinde yaşatıyor. Sokaklarını, komşularını, defterinde biriktiren Sabiha, her akşam şiirlerini Sur’un tenha sokaklarına fısıldıyor.

‘Karakol için yerleri var ama evlerimiz için yok’

Sur’un Alipaşa mahallesinde yıllardır yaşayan Sabiha, çatışmalı süreçte dahi evini terk etmeyerek anılarını biriktirdi. Camilerden “evlerinizi boşaltın” duyurusunun yapıldığı sokakta kendi evi de bulunan Sabiha bu karar için, “Bizim evlerimizi yıkıp yerine karakol yapacaklar. Karakola yerleri var ama bize yerleri yok” diyerek tepki gösterdi. Şiirlerini çok sevdiği Sur için yazan Sabiha, şiirlerinde artık Sur’un neşesini değil hüznünü yansıttığını belirtti. Çatışmalardan önce yazdığı 5 defterlik şiirleri ile Sur’un tüm güzelliğini yazdığını söyleyen Sabiha, iki yıldır Sur için sadece yıkım ve talan şiirleri yazdığını dile getirdi.

‘Sur’suz şiirlerim eksik kalır’

Evini ve anılarını bırakmak istemediğini söyleyen Sabiha, yıkım kararı ile birlikte tüm şiirlerine tek bir başlık koyduğunu ve bunun ” İşte gidiyoruz” olduğunu sözlerine ekliyor. Doğduğu ve büyüdüğü sokakları bırakmayacağını dile getiren Sabiha, “Çocuklarımızla burada mutlu bir şekilde yaşıyoruz. Bizim hayatımıza, hayallerimize karışmasınlar. Evim giderse ben ne yaparım, nefessiz kalırım. Sur giderse ben hangi sokaklar için şiirler yazarım. Kalemim yerde kalır. Son iki yıldır sadece yıkım üzerine satır karalıyorum zaten. Buradan çıkmak istemiyorum” diyor.

Sabiha’nın Sur için yazdığı şiirlerden bir kaçı ise şöyle;

“Hani neredesiniz
Beyaz Abla
Saadet Abla
Ayno abla
Siz bu diyardan göçüp gittiniz
Sizle beraber o güzel günlerde gitti
Ne güzel eğlenirdik beraber
Güzel şakalar yapardık
Kavga eder barışırdık
Aynı dakikada kaynaşırdık
Hep geçerken kapıdan hani yok artık sesiniz
Ne güzeldi o günler, gelir giderdik
Beraber çaylar içer kekler yerdik
Şimdi yoksunuz işte

**********

Yürüyemiyorum artık bomboş edilmiş bu sokaklarda
Yıkılmış virana dönmüş
Yürüyorum Alipaşa sokaklarında
Evim benim burada
Evim benim diyarım
Merhametsizler yıkmayın
Onu bu halde bırakmayın
Kara bahtlı memleketim
Mardin Kapı viraneye döndü
Sanki esnaflar kör oldu
Yedikardeş unutuldu gitti
Oy kısır ömür olasınız, sizde onun gibi olasınız
Evsiz yersiz kalasınız
Siz Sur’umu yok ettiniz
Sizde yok olasınız kör topal sokakta kalasınız

***********

Yol var ki kısa yol var ki taşlarla barikatlarla tellerle örgülü
Ama bence fark etmez
Damalarımızda asil kanla
Yüreğimizde ki cesaretle düşüncelerimizde ki umutla
Ruhumuza işleyen özgürlük ışığıyla
O taş örgüler ses vererek sökülecektir
Faşizm, Şovenizm yıkılacaktır
Ve uzun yol zaferle dirençle kısalacaktır….”