Zarif ve sade bir direniş: Asya Yüksel

ŞIRNAK – Bugün Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Asya Yüksel’in cenazesinin teşhis edildiği gün. Zarafet ve sadelikle hatırlanan ve kadınların direnme tarihine adını yazdıran Asya, “Benim direnişim biraz da kızım ve kız çocukları içindir” diyordu ve o çok sevdiği kızı Jiyan ardından şunları söylüyor: “Annem son konuşmamızda bana ‘bana bir şey olursa güçlü ol’ demişti. Ona layık bir evlat olacağım. Ama onun olmadığını kabullenmek zor geliyor. Sanki her an çıkıp gelecekmiş gibi hissediyorum…”

Özyönetim direnişleri sırasında tanıdık Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Asya Yüksel’i. Cizre’de ailesi tarafından çocuk yaşta evlendirilmeye çalışılan bir çocuğu düğünü basarak, kurtaranlar arasındaydı. Ardından özyönetim direnişlerinde, televizyonlarda direniş ve saldırıları anlatırken, “Botan kazanırsa insanlık kazanacak” diyordu. Son olarak Şubat ayı başında son kez sesini duyduk, “Yaşamak direnmektir” dedi ve ardından vurulan üniversite öğrencisi Helin Öncü’yü kurtarmak için 4 kadınla birlikte ateş altındaki Cudi mahallesine gitti, burada ayağından yaralandı. Ardından durmayan Asya ikinci bodrumda bulunan çoğunluğunu üniversite öğrencilerinin oluşturduğu yaralılara yardım için buraya gitti. Tarihe “Vahşet bodrumları” olarak geçen toplu katliamların yapıldığı üç bodrumdan ikincisinde yaralıları tedavi ederken katledildi.

Zarif devrimici

Cenazesi uzun süre teşhis edilemedi ve ailesi 10 Mayıs 2016’da Asya’yı teşhis etti ve cenazesini alıp doğum yeri olan Şırnak’un Uludere ilçesinde defnetti. Tanıyanlar için Asya öyle büyük gürültülerle konuşan biri değil, zarif bir devrimciydi. Uludere’de 1973 yılında dünyaya gelen Asya çocuk yaşta evlendirilmişti. Eşi bir kaza sonucu yaşamını yitirdiğinde iki çocuğu vardı ve Asya çocuklarını büyütürken aynı zamanda politik çalışmalara katılmaya başaldı. Toplumsal gelenekler onu ya başka biriyle evlendirecekti yada sadece annelik rolüne hapsedecekti ancak ikisini de kabul etmeyerek, kendi yolunu seçti. 2005 yılında kadın çalışmalarına katılarak DÖKH içinde mücadele etmeye başladı. Bu dönem Botan’da yürütülen çalışmalarda büyük emeği olan Asya, Şırnak Kadın Koordinasyonu üyesi olarak 2011 yılına kadar çalıştı. Daha sonra Siirt ve Batman’da da kadınlarla birlikte çalışan Asya, tekrar Cizre’ye döndü ve Halk Meclisi Eşbaşkanlığı görevini aldı.

‘Çocukluk ve gençliğimden bir şey anlamadım’

Asya Cizre direnişi günlerinde yaralılar için ekmek yaparken KHK ile kapatılan dünyanın ilk kadın haber ajansı Jin Haber Ajansı’na (JINHA) verdiği röportajda yine sade bir dille anlatmıştı kendini: “15 yaşında evlendirdiler. 20 yaşına gelmeden iki çocuğum oldu. Eşim TEDAŞ’ta çalışıyordu, çok fedakardı ve bu davaya bağlı biriydi. Ölümü de şüpheli. Elektrik arızası vardı o da arızayı gidermeye çalışırken akıma kapıldı. Eşim vefat ettiğinde iki çocuğum da küçüktü; biri 3, biri de 5 yaşındaydı; ben de 22 yaşındaydım. Ben ne çocukluğumdan bir şey anladım ne de gençliğimden. Eşim öldükten sonra onun da sorumluluğu da bana kaldı. Çocuklarımın üzerine titredim onları öyle bir şekilde büyüttüm ki kimse bilmiyordu babaları yok. 2005 yılında partide çalışmaya başladım. Son olarak Halk Meclisi Eşbaşkanlığına önerildim ve şu ana kadar büyük bir onurla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

‘12 yaşında bu hareketi anladım’

Duygusal ve insancılım, insancılım, etrafımdaki bir insanın tırnağına bile zarar gelsin istemem. Yanımdaki bir arkadaşıma bir zarar geldiğinde çok etkileniyorum. İnsanlar da bana değer veriyor çünkü sen insana değer verdiğinde kendine de değer veriyorsun. İçimde kalan bir şey var. Ben 12 yaşındayken arkadaşlar mahalleye geliyorlardı ve bizim mahallede insanları ihbar eden onlara zarar veren biri vardı, arkadaşlar onu öldürdü. Ben o günden itibaren bu hareketin haklılığına inandım ve bağlandım. Ben 12 yaşında anladım ki bu hareket zulme karşı başkaldırıyor ve basit bir hareket değil.
Sakineler, Sozdarlar, Berivanlar ve Beritanlar öncülük etti biz de kadınlar olarak özyönetim direnişine öncülük ediyoruz ve sonuna kadar direneceğiz.”

Jiyan’ının dilinden Asya

Asya sohbetlerinde ve röportajlarında sıkça “Benim yaşadıklarımı kızım ve başka kız çocukları yaşamasın diye birazda benim mücadelem” diyordu. Kızı Jiyan Yüksel, Annesinin ardından şunları söylüyor: “Her şeyimdi… Babamdı, annemdi, arkadaşımdı. Onunla konuşurken kendimi daha iyi ifade ederdim. Annem güçlü bir kadındı. Benimde güçlü durmamı istiyordu. Bana ‘Sadece senin için savaşıyorum. Senin gibi kadınlar güçlü olsun diye savaşıyorum’ diyordu. Ben annemi göremiyorum diye çok sitem ediyordum. Bodrumdayken bana söz vermişti. Geri geleceğini söylemişti. Belki de sözünü yerine getirmeye çalıştı, ama gelemedi. Şuan içimde kocaman bir boşluk var ve yerini de kimse dolduramayacak. Benim annem çok güzel kokardı. Pamuk gibi teni vardı. Annem gülmeyi çok severdi. En kızgın anında bile gülerdi. En çok kahkahası kulağımda. İnsanları severdi. Özellikle gençleri çok severdi.

‘Ona söz verdiğim güçlü olacağım ama’

Halk onu çok seviyordu. Ona çok saygı duyuyorlardı. Arkadaşları ile tanıştım. Berjin, Mehmet Tunç, Feride hepsini çok seviyordum. Annem son konuşmamızda bana ‘bana bir şey olursa güçlü ol’ demişti. Anneme söz verdiğim gibi güçlü olacağım. Ona layık bir evlat olacağım. Ama onun olmadığını kabullenmek zor geliyor. Sanki her an çıkıp gelecekmiş gibi hissediyorum.”